25.6 C
İstanbul
Pazar, Ağustos 9, 2026

HAYATLARIMIZ DEĞERLİDİR! İKLİM YIKIMINA KARŞI TEDBİR ALINMAMASINDAN, AŞIRI SICAK DALGALARINDAN ÖLMEK İSTEMİYORUZ!

- Advertisement -spot_imgspot_img
- Advertisement -spot_imgspot_img

2025 yılında Adana’da güneş altında termometreler 50 dereceyi göstermişti. Bu yıl Temmuz ayındayız ve şimdiden gölgede hissedilen sıcaklığın artan nemin de etkisiyle 47 dereceyi bulduğu yetkililer tarafından açıklandı. Daha önümüzde sıcaklığın en çok artmasının beklendiği Ağustos ayı var. Bu sene güneş altında 60, gölgede 50 derece sıcaklığın yaşanması bekleniyor. Açıkça söylemek gerekiyor: Bu bir “afet” halidir ve bu afetin ilk kurbanları biz yaşlılarız, kronik rahatsızlıkları bulunanlardır ki, bu kişilerin çoğunluğu da yaşlılardır ve toplumun en zayıf, en korunmasız olanlarıdır. Kadınlardır, çocuklardır ve bu sıcak altında dışarıda çalışmak zorunda bırakılan emekçilerdir.

Avrupa izleme ağları (EuroMOMO) ve istatistik kurumlarının verilerine göre, özellikle Haziran sonundaki şiddetli sıcak dalgası süresince 27 Avrupa ülkesinde 10.000’den fazla fazladan ölüm (excess mortality) kaydedilmiştir. Epidemiyolojik modelleme çalışmalarında bu rakamın bildirilmemiş veya gecikmiş verilerle birlikte 20.000’i aşmış olabileceği öngörülmektedir.
Kırılgan Yaş Grubu: Aşırı sıcak kaynaklı ölümlerin %85-90’ından fazlası 65 yaş ve üzerindeki bireylerde gerçekleşmiştir. Özellikle 75 yaş üstü kronik hastalar ve yalnız yaşayan yaşlılar en yüksek risk grubundadır.
Fransa: Haziran sonundaki sıcak hava dalgası sırasında beklenenin üzerinde 5.700’den fazla ölüm tespit edilmiş, ülkenin tarihsel rekor düzeydeki gece sıcaklıkları vücudun dinlenmesini engelleyerek riski artırmıştır.
Almanya: Robert Koch Enstitüsü (RKI) verilerine göre, Haziran ayında 5.100’den fazla sıcaklığa bağlı ölüm meydana gelmiştir. Ölümlerin büyük kısmı yalnızca Haziranın son haftasında gerçekleşmiştir.
Belçika ve İspanya: Belçika’da kaydedilen fazladan ölüm oranı, 2000 yılından bu yana kaydedilen sıcak dalgaları arasındaki en yüksek seviyeye ulaşmıştır. İspanya’da da yüzlerce doğrudan sıcak çarpması ve ilişkili ölüm bildirilmiştir.
“Sessiz Katil” Etkisi: Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), sıcak stresini doğrudan yaralanma yaratmadığı için “sessiz katil” olarak tanımlamaktadır. Sıcaklık kaynaklı her 10 ölümden 9’unun ilk etapta doğrudan “sıcak çarpması” olarak kayıtlara geçmediği, bunun yerine mevcut kronik rahatsızlıkları tetiklediği bilinmektedir.

Görüldüğü gibi, iklim yıkımından kaynaklanan afetler bütün dünyada ve ülkemizde yaşanmaktadır. Küresel sıcaklık artışına neden olan fosil yakıtların üretimi ve kullanımından bir türlü vazgeçilmemekte, hatta devamı için savaşlar çıkarılmaktadır. Şirketler ve devletler elele vererek kurulu düzenlerini sürdürmek istiyor, bu ısrarın sonucu olarak yaşanan iklim yıkımının, afetlerin kurbanları ise bizler oluyoruz. Göstermelik COP toplantılarında kömür, petrol ve gaz üretim ve kullanımının sonlandırılması bir yana, azaltılması bile gündemlerinde bulunmuyor. 30 defa toplandılar, sonuç ortada. Şimdi 31. COP toplantısını bu yıl Kasım ayında Antalya’da yapmaya hazırlanıyorlar. Bizler de orada olacağız. Halkların İklim Zirvesi buluşmasında şirketlerin ve devletlerin ikiyüzlülüğünü haykıracağız.

Konu ile ilgili olarak yerel yönetimlere de bir çift sözümüz var. Adına “kent” denilen bu devasa beton, asfalt ve çelik yığınında “kentsel ısı adası etkisi” oluşmasının kaçınılmaz olacağını hiç mi düşünmediniz? Sıcaklardan asfaltın eridiği Adana gibi bir kentin ara sokaklarına bile asfalt yol yapmakla övünürken hiç mi hicap duymadınız? Gündüz sıcağı emen bu beton, asfalt, çelik yığınının akşamları sıcağı kusacağını, geceleri bile gündüz kadar sıcak olacağını hiç mi düşünmediniz? Senelerdir yerel yönetim yetkililerine bu gerçekler yazılı ve sözlü olarak söylendiği halde neden hiç dikkate almadınız? Seyhan ilçesinde binlerce dönümlük alanı betonlaştırarak, birbirine yüz metre mesafede iki avm yapılmasını belediye meclislerinde nasıl onayladınız? Yerel yönetimlerin yetkililerine bir kere daha sesleniyoruz: Bizler sizden ağaçlandırma ve yeşil alanlar isterken manzara olsun diye, peyzaj olsun diye istemiyoruz. Ağaçlandırma ve yeşil alanların çoğaltılmasını yaşamak için, ölmemek için talep ediyoruz. Çünkü, giderek artan sıcaklık afetine karşı en önemli engellerden biridir ağaçlandırma. Ağaçlar topraktan aldıkları suyu buharlaşma yoluyla atmosfere salarak iklimin yumuşamasını da sağlar. Bu gerçekleri hızlıca öğrenip, uygulamaya koymalısınız. Konu yaşamdır, sağlıktır. Dünya Sağlık Örgütü ölçülerine göre, kentlerde kişi başına en az 15 metrekare yeşil alan bulunmalıdır. Oysa, bu miktarın Adana’da sadece 4 metrekare olduğu bilinmektedir.

Yaşlılar olarak, sorumlusu olmadığımız bu sıcaklık afetinin kurbanı da olmak istemiyoruz. Çevre, şehircilik ve iklim değişikliği bakanlığını ve yerel yönetim yetkililerini görevlerini yapmaya çağırıyoruz. Sağlık bakanlığının yaşlı sağlığı ile ilgili özel çalışma yapmasını talep ediyoruz. Ayrıca, sağlık bakanlığı yaşanan sıcaklık afeti nedeniyle ölüm istatistiklerini açıklamak zorundadır. Siz saklıyorsunuz diye gerçekler yaşanmamış olamaz, biz ne yaşadığımızı biliyoruz.

Emekliler Dayanışma Sendikası olarak; emeklilerin ve yaşlıların haklarını ve yaşamını savunmaya devam edeceğiz.

Saygılarımızla. 25/Temmuz/ 2026

EDS

EMEKLİLER DAYANIŞMA SENDİKASI

ADANA ŞUBESİ

- Advertisement -spot_imgspot_img
Son Eklenenler
- Advertisement -spot_img
Related news
- Advertisement -spot_img