Yazar, T. Sabri Öncü
Sosyal güvenlik bir Ponzi düzeneği değil, anayasamız ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış temel bir haktır. Devletin sosyal sorumluluk ağının parçaları olan sosyal güvenlik kurumları, kâr amaçlı yatırım fonları olarak kurgulanmamış, gelir fazlaları kalkınmacı bir anlayışla kamu yatırımlarında kullanılmıştır.
Giriş
Dizinin ilk yazısında, sosyal güvenliğin bir Ponzi düzeneği olarak nitelendirilmesinin neden kavramsal olarak yanlış olduğunu tartıştım. Ayrıca, Philadelphia Bildirgesi (1944) ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (1948) gibi uluslararası bildirgelerde tanımlı hak olduğunu vurguladım. Dahası, bu hakkın Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 1966’da kabul edilen ve 1976’da yürürlüğe giren Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 9. maddesiyle açıkça hüküm altına alındığını belirttim.[1] Ardından, Bismarck ve Beveridge tipi sosyal güvenlik yapılarını tanımlayıp, Türkiye’nin II. Dünya Savaşı sonrası kurumsallaşmaya başlayan ve Bismarck tipi kurgulanmış sosyal güvenlik yapılarının —SSK (1945/1964), Emekli Sandığı (1949) ve Bağ-Kur (1971)— doğuşunu özetledim.[2]
Diziye kaldığım yerden devam edeceğim. Ama önce, Türkiye Cumhuriyeti Anayasalarında sosyal güvenlik ile ilgili maddelere bakacağım. Sonra, ilk yazıdaki bazı yanlışları düzelteceğim. Daha sonra, 1994 öncesinde sosyal güvenlik tarihini gözden geçirip, bazı yanlış bilinenleri düzeltmeye çalışacağım. 1994 ve sonrası dönem, bir sonraki yazımın konusu olacak.
Türkiye Cumhuriyeti anayasalarında sosyal güvenlik
Sosyal güvenlik, yalnızca yukarıdaki uluslararası bildirgeler ve sözleşmede değil, anayasamızda da haktır ve bu hakkın gereklerini yerine getirmek devletimizin ödevlerindendir. 1961 öncesinde değildir ama 1961 ile 1982 arası yürürlükte kalmış 1961 anayasasında ve 1982’den günümüze dek yürürlükte olan 1982 anayasasında şunlar yazar:
1961 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası:
MADDE 48 — Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Bu hakkı sağlamak için sosyal sigortalar ve sosyal yardım teşkilâtı kurmak ve kurdurmak Devletin ödevlerindendir.
MADDE 53 — Devlet, bu Bölümde belirtilen iktisadî ve sosyal amaçlara ulaşma ödevlerini, ancak iktisadî gelişme (altını ben çizdim) ile malî kaynaklarının yeterliği ölçüsünde yerine getirir.
1982 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası:
MADDE 60 — Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.
MADDE 65 — Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, ekonomik istikrarın korunmasını gözeterek (altını ben çizdim), mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.
Daha sonra, 3 Ekim 2001’de, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan anayasa değişikliği oylamasına katılan 494 Milletvekilinin 476’sının evet oylarıyla kabul edilen 4079 sayılı Kanun ile 1982 Anayasası’nın birçok maddesiyle birlikte 65. Maddesi aşağıdaki gibi değiştirilmiştir.[3]
MADDE 65 — (Değişik madde: 03/10/2001 – 4709 S.K./22. madde) Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek (altını ben çizdim) mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.
Yukarıdaki maddelerden görünen şudur: 1982 Anayasası’nın 3 Ekim 2001 tarihli, 4079 sayılı Kanun ile değiştirilmiş hali sosyal güvenlik konusunda hem 1961 Anayasası’ndan hem de 1982 Anayasası’nın ilk halinden daha esnektir. 2001’de yapılan bu anayasa değişikliğine ilişkin şimdilik şunu belirtmekle yetineyim: Günümüzde herhangi bir Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin sosyal güvenlik harcamaları, gözettiği önceliklere bağlıdır. Bir başka deyişle, keyfidir.
Yazının devamını Katman İktisat Portal’ından aşağıdaki linki tıklayarak okuyabilirsiniz.
https://katmanportal.com/sosyal-guvenlik-ponzi-degildir-olamaz-ii
