Biz emekli yaşlı kadınlar; inkârcı, sorumsuz ekonomik sosyal politikaların ürettiği
yoksulluğun ve yok sayılmanın kıskacında yaşamak kader değildir diyoruz. Bizlere
çizilen bu kader planı: Sosyal hukuk ve refah devletini hedef alan küresel kapitalist
politikaların ve AKP Hükümetlerinin yaptığı yeniden yapılandırma değişim dönüşüm
sürecinde ideolojik hegemonyasını egemen kılma uygulamalarının sonucudur.
Toplumsal gerçekleri yok sayan, hakikatleri inkâr eden bu plan değişmelidir.
Mücadele ve dayanışma tarihinin 169. yılındayız.8 Mart, vahşi kapitalist sistemin
dayattığı yaşama hakkını tehdit eden ağır çalışma koşullarına cesaretle karşı çıkan
direnen ve bedelini canları ile ödeyen kadın işçilere dayanan bir tarihtir. 8 Mart’ı
yaratan, mücadele günlerine sahip çıkarak kararlı bir şekilde bugünlere taşıyan bütün
kadınları saygı ve minnetle anıyor ve selamlıyoruz!
Dünyanın neresinde olursa olsun, sömürüye sömürgeciliğe, cinsiyet ayrımcılığına,
ataerkil topluma ve cinsel doğmalara ve her türlü kadın özgürlüğüne, doğaya emeğe
düşman esnek kuralsız güvencesiz küreselleşmeci politikalara karşı emeğine
bedenine onuruna doğasına sahip çıkma cesareti gösteren bunun mücadelesi veren
direnen bu uğurda savaşta barışta büyük bedeller ödeyen ve hala ödemeye devam
eden kadınlarımızın bu anlamlı gününü kutluyor, sevgi ve dayanışmayla kucaklıyoruz.
Ekonomik sosyal kültürel alanda yaşadığımız bütün sorunlar, bizi olumlu olumsuz
etkileyen, temel insan hak ve özgürlüklerine ulaşmamızı engelleyen, insanca onurlu
yaşama hakkımızı kısıtlayan, yok sayan koşulların bütünü siyasidir, politiktir.
Kadınlarımız, çalışma yaşamı boyunca taşıdığı bakım yükü nedeniyle düşük ücretli
kayıt dışı geçici esnek istihdam koşullarında, sosyal güvenlik sistemine erişimi çok
sınırlı, düşük emekli gelirine mahkûm! dul aylıklarına bağımlı, ekonomik sosyal
yaşamdan payına dışlanmışlık ayrımcılık mağduriyet düşen bir yaşamı sürdürmek
zorunda bırakılıyor.
Bu koşullar bugün daha da ağırlaştırıldı. Çünkü; varlığını küresel kapitalist politikalara
borçlu iktidar ve iktidara bağlı muhalefet yapan egemenlerin onayladığı biçimiyle
sosyal güvenlik sistemi özelleştirildi ticarileştirildi daraltıldı. Reform adıyla kamu
emeklilik statüsünün esnek kuralsız güvencesiz hale getirilmesi emeklilerin, emekli
yaşlı kadınların daha da yoksullaşmasına neden oldu.
Devlet, toplumsal sorumluluğundan vazgeçti. Kamu güvencesindeki emeklilik sistemi
yerine, ekonomik ve sağlık güvencesi olmayan bireysel emekliliği zorunlu kıldı.
Çalışanların bugün güvencesiz, yaşlandıklarında da yoksul ve güvencesiz
olmalarının zemini hazırlandı. Sosyal Yardım ve Sosyal Hizmet Sistemi uygulayarak
yoksulluğu yönetti. Bugün de yoksullara aktardığı kaynağı kesiyor, açlığı yönetmek
gayreti içinde. Sosyal yardımların; GSYH oranı 2018 de %1,5 iken, 2025’te %0,94 e,
MG oranı ise %1 in altına düşürüldü. (Kaynak: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı)
Sosyal yardım harcamaları; emekli harcamaları, işsizlik yardımı, aile desteği, konut
yardımı vs yardımların MG oranı Avrupa Ülkelerine göre bizde en düşük düzeyde.
Yaşlı kadınların %68 nin kendine ait geliri var. Bunların sadece %46,5 emekli aylığı
alıyor. Erkeklerin %97 sinin kendine ait geliri var ve hepsinin de emekli aylığı var.
(TÜİK 2023)
2024 yılı “Gelir Esaslı Göreli Yoksullukta” kadınların oranı %19,1 iken erkeklerin oranı
%17,3 tür. 2025 yılı “Küresel Sosyal Dışlanma Yoksulluk Oranı” kadınlarda %23,6
erkeklerde %21,8 dir. Yapılan Reformla kazanılmış emeklilik haklarına el konduğu için emekli sayısı artıyor, doğal ölümler oluyor ama dul ve yetim aylığı alanların sayısı
artmıyor. Dul ve yetim aylığı alanların sayısı 4 milyon 220 bin, 3 milyon 920 bini
kadın. (TÜİK 2024) Eşi babası vefat eden kadınların aylıkları kesildi ve miktarı sürekli
düşürüldü.
“Sağlıkta Dönüşüm Programı” ile çalışırken kazandığımız erişilebilir ücretsiz güvenilir
sağlık hizmeti hakkımıza el kondu. Elli yaşın üstündekiler sekiz çeşit kronik hastalıkla
boğuşuyor ve sağlık hizmetlerinin her aşamasında ücret ödüyor. Emekli hakkı sahibi
kız ve erkek çocuklarının sağlık hakkını kullanma yaşı en alt sınırda eşitlendi, 18
yaşına çekildi.
Hızla yaşlanan bir toplumuz. Genel nüfusun %10,6 sı 65 yaş üstüdür. Yaşlı nüfusun
%44,6 sı kadın, %55,4 ü erkektir. (TÜİK 2024) 6 milyon 750 bin 900 yaşlımız tek
başına yaşıyor. %74 kadın, %26 erkek. (2024 ADKS). Yaşlı ve yoksul kadınlarımız
barınma sağlık, yeterli gıdaya erişememe ve ihmal suistimal şiddete uğrama
sorunlarını erkeklerden daha yoğun yaşıyorlar.
Yaşlılığı hastalık ve sorun olarak gören resmi bakış açısı, toplumun yaşlanma gerçeği
ile ilgili alınması gereken önlemleri almıyor, yaşlıları yok sayarak, yaşlı nüfusu
gençleştirme çalışması diyerek üç çocuk yapma planı ile çözümü aileye kadına
yıkıyor. Yaşlılıkta bakım hizmetini yaşlılara aileleri baksın diyerek eşlere ve kız
çocuklarına yüklüyor.
Yaşlılığın güvencesi olan emeklilik statüsünün ekonomik güvence, sağlık hakkı
sağlamaması toplumun bütün kesimlerini çok olumsuz etkilediği gibi kadınlarımızın
da yaşama hakkını tehdit ediyor.
Emekliler yaşlılar çalışıyor, zorunlu ihtiyaçlarını karşılayamadığı için çalışanların
sayısı her yıl artıyor. İş cinayetlerine kurban ediliyor. Ama bunlar sayılmıyor (65-74)
arası 6 milyon (yaşlı nüfusun %63,4 ü olan) kişi iş gücünden sayılmıyor. (TÜİK 2025
ADKS) Bu yaş aralığında çoğunluğu da kadın olan üretenler olmasaydı, tarım
ürünlerinde çok daha fazla arz eksiği olacaktı.
Bu gerçekleri yok sayan çözüm diye çözümsüzlük üreten, emeklinin yaşlının
ekonomik sosyal durumu ile alay eden. Sürekli algı karmaşası yaratarak negatif
ayrımcılığı körükleyen. Kamuda tasarrufu öncelikle emekli aylıklarından kesinti olarak
uygulayan. Herkes vergi versin benim sınıfım vergi vermesin diyen burjuvaziye bütün
kaynaklar sermayeye diyen egemenlerin dönemindeyiz.
Sınıf mücadeleleri tarihi olan insanlık tarihi bugüne kadar mücadele etmeden
egemen sınıfların kendiliğinden haklar verdiğine tanıklık etmemiştir.
Emekli yaşlı kadınlar olarak; insanca onurlu yaşam talebi olanları ekonomik sosyal
haklarımızı kazanmak korumak ve geliştirmek için mücadele aracımız olan
sendikamıza katılmaya! Duyarlı her kesimi; toplumun tamamını kapsayacak,
yaşlılıkta ekonomik ve sosyal güvence sağlayacak bir sosyal güvenlik sisteminin
yeniden düzenlenmesi talebimizi birlikte yükselterek mücadeleye etmeye davet
ediyoruz.8 Mart 2026 birlikte mücadele için atılacak adımın tarihi olsun!
Bilgi cesaret ve dayanışmayla aşılamayacak engel yoktur.
Emekliler Dayanışma Sendikası
Merkez Yönetim Kurulu
