19.4 C
İstanbul
Cuma, Haziran 12, 2026

ON İKİNCİ KALKINMA PLANI ve EMEKLİLER

ON İKİNCİ KALKINMA PLANI ve EMEKLİLER AKP CB Hükümet Sistemi dönemi ve öncesine dayalı “yeniden yapılandırma, değişim dönüşüm küresel kapitalist politikalara uyum süreci” nde uygulanan ekonomik sosyal politikalara bugün de devam ediliyor. IMF DB nın direktifleriyle yapılan sosyal güvenlik alanındaki özelleştirme ticarileştirme ve sistemi daraltma uygulamaları sürdürülüyor. Dün olduğu gibi bugün de reform denen düzenlemeler bizler için kazanılmış haklara saldırı el koyma anlamına geliyor. Planlar ve Orta Vadeli Programlar emekliler için yeni hak kayıplarını içeriyor. TC Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının hazırladığı 11.Orta Vadeli Program (2025-2027) ve 12. Kalkınma Planında (2024-2028) “İş Kanunun da sosyal taraflarla diyalog halinde yapılacak değişiklikler ve bu doğrultuda gerçekleştirilecek ikincil mevzuat çalışmaları ile işgücü piyasalarında güvenceli esneklik sağlanacaktır.” deniyor. Sosyal Güvenlikte Reform ve yeni dönem çalışmalarından söz ediliyor. “Sosyal Güvenlik Sisteminin uzun vadeli mali sürdürülebilirliği güçlendirilecek, prim tabanı ve tahsilatı artırılacak, yeni sosyal güvenlik mevzuatı değişen işgücü piyasası koşullarına ve yeni nesil esnek çalışma şekillerine uygun hale getirilecek……. Akılcı ilaç kullanımı teşvik edilerek ilaç ve tedavi harcamaları rasyonelleştirilecektir.” deniyor. 12 Kalkınma Planında söz edilen “sosyal taraflarla diyalog halinde yapılacak değişiklikler.” İfadesi bize, Mart 2008 de dönemin Çalışma Bakanının “Biz demokrasiden katılımcılıktan yanayız tarafların görüşünü alarak Sosyal Güvenlik Reformu Çalışmalarını netleştireceğiz.” açıklamasını hatırlattı. Bize her fırsatta geçmişi unutun diyorlar! Hayat taksimetre değil ki düğmeye basıp sıfırlayarak devam edelim! Çalışma Bakanı Türkiye Emekliler Derneğini (TÜED) taraf kabul ederek reform görüşmesi yapmıştı.1 Ekim 2008 tarihinde de onayladıkları Sosyal Güvenlik Reformu yürürlüğe konmuştu. Hukuk geriye doğru işletilerek, sürece yayılarak yapılan bu reformla Sosyal Güvenlik alanı özelleştirildi ticarileştirildi ve daraltıldı. Sonuçta; emekliler için ekonomik güvence, ücretsiz nitelikli erişilebilir sağlık hizmeti hakkı, ücretsiz bakım hizmeti ve sosyal haklarına el kondu. Devlet güvencesindeki kamu emekliliği yerine; ekonomik güvencesi olmayan, sağlık, bakım hizmeti ve sosyal hakları içermeyen, esnek kuralsız piyasa koşullarının denetiminde bireysel emeklilik sistemi uygulandı. Sosyal yardım, sosyal hizmet uygulamasıyla Merkezi Bütçeden ayrılan kaynaklar, yirmi iki yıl boyunca AKP’nin ideolojik hegemonya kurma ve iktidarını devam ettirme, yoksulluğu yönetme aracı olarak kullanıldı. Sosyal Güvenlik alanının tamamı sağlık, bakım hizmeti sermayenin kullanımına açılarak devlet desteği ile karlı bir yaşlılık ekonomisi alanı yaratıldı. Emekliler yaşlılar mağdur edilirken bu alandan devasa bir sermaye birikimi sağlandı. Bütün bunları sorunları çözmek için yaptık dendi ise de sorunlar çözülmediği gibi çeşitlenerek ve katlanarak arttı. Bugün Sosyal Güvenlik Kurumunun finansmanı çalışanlar ve emekliler üzerinden sağlanıyor. Emekli aylıkları düşürüldü. Enflasyon oranında zam uygulamasıyla yoksulluk sınırının altına çekildi ve aylıkların ortalaması açlık sınırının altında eşitleniyor. Çalışanların aylıkları düşürülürken, emekli primleri artırılıyor. Emekli olma süresi uzatılacak, güvenceli emekli olma hakkı tümden kaldırılacak. 12.Kalkınma planında “İstikrarlı büyüme, güçlü ekonomi yeşil ve dijital dönüşümle rekabetçi üretim. Nitelikli insan, güçlü aile, sağlıklı toplum. Adaleti esas alan demokratik iyi yönetişim.” den söz ediliyor.” “Yönetişim” ne bir yönetim üslubu ne de bir katılım müzakere sürecidir. Yönetişim kamu kudretinin doğrudan sermayeye teslim edildiği bir iktidar tipidir. Yönetişim kavramının hem doğrudan adıyla hem de içerdiği öbür unsurların birbiri ardına topluca sunulduğu ilk resmi doküman 2 Kasım 2002’de iktidara gelen AKP hükümetinin (58.Hükümet Planı) Acil Eylem Planıdır.” (B.A.Güler Devletin Yeniden Yapılandırılması) 2002’den 2024 yılına kadar söz edilenin aksine toplumsal ilişkiler hızla bozuldu. Günlük yaşama esneklik kuralsızlık güvencesizlik hâkim kılındı. Milli Gelir 13 bin 243 $ olmuş. Nüfusun yüzde doksanının yaşamına değmiyor bu rakam. Yoksulluk sınırı 80 bin TL ulaştı.13 milyon emekli BM kriterlerine göre “mutlak yoksul”. Yoksulluk sınırının üçte biri oranında açlık sınırının altında aylıkla “imtihan” ediliyor. Gelir dağılımındaki adaletsizlik yargıda hukuksuzluk her türlü hak gaspları toplumu içeri doğru çökertiyor. Ama egemenler demokrasiden söz ediyor. Demokrasi ise yetkili ağızlarda kayyıma, sürgüne, gözaltılar ve tutuklamalara, hapis cezalarına dönüştü. Rejimin emeklilere yaşlılara bakış açısı sorunları çözmekten çok uzak olduğu gibi sağlığımızı ve toplumsal yaşam içinde varlığımızı tehdit eder boyuta ulaştı. 11. Kalkınma Planının (2019-2023) 42. Sayfasının 10. Paragrafında “Dahiliye Ana Bilim Dalı içinde yer alan geriatrinin, yaşlanan nüfusun ihtiyaçlarını gözeterek artan ihtiyaca binaen ana bilim dalı haline getirilmesi.” 11. Paragrafta da “Dahiliye servislerinin yoğun olması ve burada çalışanların yaşlıya yönelik eğitimlerinin olmaması sebebiyle geriatri kliniklerinin sayısının artırılması.” planlanmış. Söz edilen sorun yaşlılar için hastaneler açılarak ve burada çalışacak elemanların eğitilmesiyle çözülebilir. Fakat yaşlılığı hastalık olarak gören resmi bakış açısı, 65 yaş üstü kişileri de geriatrik vaka olarak kabul ediyor. Medeni Kanun’da değişiklik yapılarak 65 yaş üstü kişilere vasi tayin etme planlanıyor. (TBMM Yaşlı Sorunlarını Araştırma Komisyonu Raporu 2022) Bugünden uygulamaları başlatıldı. Bunun toplumsal yaşam içinde 65 yaş üstü kişilerin yaşamını ne kadar zorlaştıracağı rencide edeceği ve bunun bir insan hakkı ihlali olduğu düşünülmüyor. Tedavi ve ilaç kullanımının rasyonelleştirilmesi demek ücretinin artırılması, ilaçların kısıtlanması ve sürekli zam yapılması demektir. İktidar için rasyonel olan, emekli için ulaşılamaz erişilemez olma halidir. Sağlık politikaları, halk sağlığını ve hekimlik etiğini tehdit ediyor. Bütün bunları fark etmek, fark ettirmek, yaşlılarla ilgili yapılması düşünülen yasanın gerontoloji biliminin esaslarının dikkate alınarak yapılması için uğraşmak gerekmektedir. 11.Orta Vadeli Planın (OVP) 271. paragrafında yer alan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) 2000 yılında Hükümetin IMF ye verdiği sözle yaptığı değişikliktir. Bugün çalışanlara, ödediğin primler dışında bir de Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi için prim öde deniyor. Kıdem Tazminatı da Tamamlayıcı Emeklilikle ilişkilendirip iç edilecek. Asıl amaç piyasalara sıcak para aktararak sermaye piyasasını beslemektir. Emeklilerin sorunları ekonomik sağlık ve bakım hizmeti sorunudur. Emekli aylık artışının altı ayda bir enflasyon artış oranına bağlanması bir dizi kazanılmış hak gaspını içeriyor. Ayrıca sadece enflasyon oranının düşük hesaplanmasına tepki göstermek çok yetersiz kalıyor. Bedelini çalışırken ödediğimiz erişilebilir ücretsiz güvenli sağlık hizmeti hakkımızı talep etmek. Bakım hizmeti hakkımızı, bakımevi ve huzurevleri ücretlerine yapılan zamları ve buralara erişememe hallerimizi görmek zorundayız. DİB Din Hizmetleri Genel Müdürü, TBMM YS Araştırma Komisyonuna yaptığı sunumda “Diyanet İşleri Başkanlığının 2011 yılında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile yaptığı protokolle huzurevlerinde manevi danışmanlık, rehberlik hizmetleri düzenli sunuluyor. Mevlid-i Nebi Haftası, Yaşlılar Haftası dini gün ve geceler düzenleyerek din görevlilerinin daima yanlarında olduklarını hissettiriyor. Hutbe vaaz cami dersleri, konferanslar yazılı görsel dijital yayınlarla farkındalık yaratma çalışmaları yapıyoruz. 2019-2023 Stratejik Planda üçer aylık vaaz programları içerisinde yaşlıların rehabilite edilmesi için çalışmalar yaptık. Camiler yaşlı büyüklerin umut güven ve yaşama heyecanı devşirdikleri mekanlardır. Namaz, dua Kur’an okuma dinleme sosyalleşme vesilesi oluyor.2014 yılından bu yana hedef kitlesi ve konusu yaşlılar olan 36 proje uygulaması gerçekleştirdik.” diyor. Yaşlıların emeklilerin rızasının alınıp alınmadığından hiç söz etmiyor. DİB na ayrılan bütçeyi ve çalışan sayısını düşününce, yaşlı insanların daha sağlıklı ve refah içinde yaşamasını, kendi tercihleriyle sosyalleşmesini sağlamak için kullanılması gereken kaynakların hangi amaçla nerelere aktarıldığı görünüyor. Sistemin muhtaç duruma düşürdüğü yaşlılar emekliler günlük yaşamlarını nasıl geçirecekleri konusunda bile karar verme özgürlüğüne sahip değiller. Sözde Sosyal Güvenlik Reformu uygulamaları ile Sosyal Güvenlik Kurumunun varlığı tehdit altında. Kurumumuza sahip çıkıyoruz. Bedelini çalışırken ödediğimiz el konan haklarımızın teslim edilmesini istiyoruz. Bizler yasal anlamda işverenimiz konumunda olan Sosyal Güvenlik Kurumu yetkililerine sorunlarımızı iletmek çözüm önerilerimizi sunmak ve çözüm üretilmesi için görüşmek istiyoruz. Ulusal ve uluslararası yasalarda var olan toplu sözleşme hakkımızı kullanmak için iç hukukta düzenleme yapılmasını istiyoruz. Yeni reform düzenlemelerinin emeklilerin EYT lerin ve çalışanların haklarını koruyacak, taleplerini karşılayacak şekilde yapılmasını. Sosyal Güvenlik Sisteminin şirketlerin değil toplumun ihtiyaçlarına yanıt verecek biçimde yeniden düzenlenmesini istiyoruz. Emekliler olarak sözümüzü hakikatler üzerinden kurarak taleplerimizde ısrarcı olarak mücadelemizi yükseltmek zorunda olduğumuzu biliyoruz. Bilgi dayanışma cesaretle mücadele etmek örgütlü gücümüzü artıracak. Yaşamımıza dair ekonomik sosyal politikalarda söz sahibi olmamızı kolaylaştıracaktır.18/01/2025 Emekliler Dayanışma Sendikası Merkez Yönetim Kurulu

- Advertisement -spot_imgspot_img
- Advertisement -spot_imgspot_img
- Advertisement -spot_imgspot_img
Son Eklenenler
- Advertisement -spot_img
Related news
- Advertisement -spot_img